Sanat Haber

SANAT HABER

Bursa Senfoni Orkestrası ‘nın bayram konserleri bu sezon oldukça özlendi.  23 Nisan, Anneler günü, ve 19 Mayıs gibi önemli günler için haftalarca prova yapan orkestra üyeleri, eski tatlı  telaşlarını ve alkışları özlediğini belirtti. Bursa’da ilk dönemlerinde Bursa Kültür Park içinde bulunan konservatuvarda çalışmalarını sürdüren ve çok zor zamanlar geçirdiğini bildiğimiz Bursa Senfoni Orkestrası, hak ettiği ancak çok geç kavuştuğu imkanlarına artık kavuştu diyebileceğimiz bir ortam yakalamıştı. Her konser 1800 kişilik salonu batı müziğine uzak denilen bir toplumun hınca hınç doldurması ve yavaş yavaş konser kültürünün de oturmasıyla altın bir dönemden geçiyordu. Covid-19 nedeniyle ara verilen konserler  yeni sezonda tüm güzeliğiyle kaldığı yerden devam edecek gibi…

 

BURSA BÖLGE DEVLET SENFONİ ORKESTRASI

Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası (BBDSO) ülkemizin ilk ve tek “bölge” devlet senfoni orkestrasıdır.

 

1995 yılında dönemin Uludağ Üniversitesi Rektörü prof. Dr. Ayhan Kızıl’ın desteği ile üniversite bünyesinde, Eğitim Fakültesi Müzik Bölümünde görev yapan Azerbaycanlı sanatçı eğitmenler ve Türk öğretim görevlilerinin katılımıyla oluşan bir “yaylı çalgılar oda orkestrası” kurulmuştur. 1996 yılında da dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker’in desteğiyle “Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı” nın finanse ettiği “nefesli ve vurma çalgılar topluluğu” kurulmuştur. Birer yıl arayla kurulan bu iki topluluk Üniversite ve Belediyenin desteği ve ortak kararı ile birleştirilerek 1998 yılında “Bursa Senfoni Orkestrası” adını almıştır. Bu orkestra Azerbaycanlı besteci Hasan Adıgüzel’in yönetiminde düzenli olarak konserler vermeye başlamıştır. 

1998 yılında orkestra şefi Devlet Sanatçısı prof. Hikmet Şimşek’in girişimi ve özverili çalışmaları sonucunda, 23 Eylül 1998 tarihli resmi gazetede yayınlanarak Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde “Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası” resmen kurulmuştur. Ülkemizin 6. Devlet senfoni orkestrası olan BBDSO ‘ya CSO kuruluş yasası gereğince sanatçı giriş sınavı açılmış ve yine resmi gazetede yayınlanarak yurt genelinde sanatçı alımı yapılmıştır. Daha önceki Bursa Senfoni Orkestrasının sanatçılarının da girdiği sınavda kazananlarla birlikte oluşturulan BBDSO 1999-2000 sanat sezonunda faaliyete geçmiştir. Orkestra şefliğine prof. Hikmet Şimşek’in önerisiyle Orhan Şallıel getirilmiştir. Yine prof. Hikmet Şimşek’in önerisi ve dönemin Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın onayıyla, orkestranın kurucu müdürlüğüne de CSO ‘da çok uzun yıllar bürokratik hizmeti ve tecrübesi bulunan Ahmet Borova getirilmiş, Borova gerekli idari yapılanmayı tamamladıktan sonra 2003 yılında emekliye ayrılmıştır.

BBDSO kuruluşundan hemen sonra 3-4 yıl gibi kısa bir süre içerisinde sanatsal açıdan hızla gelişerek birçok uluslararası festivalde yer almıştır. Uygarlıklar Beşiği Anadolu 2000 (Kapadokya),İstanbul Uluslararası Gitar Festivali açılış konseri ,Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı Bursa Uluslararası Festivali (1999 yılından bu yana geleneksel olarak her yıl açılış konseri BBDSO tarafından yapılmaktadır. ),Hattuşaş (Boğazkale) 1. Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali,1.Side Uluslararası Festivali açılış konseri, KKTC “Bellapais festivali”   bunlar arasında sayılabilir.

BBDSO çalışmalarını 2009 yılına kadar orkestra şefi Orhan Şallıel ile,2009-2014 yılları arasında Türkiye’nin ilk kadın orkestra şefi İnci Özdil ile sürdürmüş, ardından  2014-2015 yıllarında şef ve besteci Oğuzhan Balcı ile devam etmiştir. 2017 yılında Dağhan Doğu BBDSO ‘da orkestra şefliği görevine getirilmiştir.

Çocuklara ve genç kuşaklara yönelik ücretsiz eğitim konserleri de veren BBDSO, 2009-2011 yılları arasında 16.000 çocuğa ücretsiz ulaşan, sanatçıların aynı zamanda oyunculuk da yaptığı “Yaramaz Notalar” adlı senfonik oyunu sergilemiştir ve izleyicilerin olumlu tepkisiyle karşılanmıştır. BBDSO, eğitim konserlerini düzenli olarak sürdürmeye devam etmektedir.

Orkestra 2012 yılında bir başka başarıya imza atmış, Andante Dergisi tarafından düzenlenen Donizetti Klasik Müzik Ödülleri kapsamında, Türkiye’nin dört bir yanından gelen 200’ün üzerinde profesyonelin oylarıyla Yılın Orkestrası Ödülü’ne layık bulunarak, bu ödülü kazanan ilk ve tek “devlet” orkestrası olmuştur.

Kafa Sahne Bursa’da açılan en yeni sahne olmakla birlikte, özellikle genç girişimci ve oyuncuların büyüklerinden aldığı desteklerle harika işler yapıyor olmaları gerçekten takdire şayan.  onların mottosu şöyle; Bursa bir Sanat Kenti, bir Tiyatro kentidir. Ülkemizin en eski tiyatro kültürüne sahip kentlerindendir. Bu sanata gönül veren biz gençler bu kentte,bu kentin tiyatrolarından ve tiyatrocularından çok şeyler öğrendik.Her birimiz ülkemizin çeşitli üniversitelerinde oyunculuk ve tiyatro eğitimlerimizi de tamamlayarak kentimize döndük. Tiyatro yapmak için yanıp tutuşan kalplerimizi size açtık. Ve KAFAYA KOYDUK.  Dünyamızı anlamak, anladıklarımızı sizlere anlatmak için en doğru yol SANAT ve TİYATRO idi. Çünkü tiyatro; İnsanı, İnsana,İnsanla anlatan, insanları ( gülerek veya ağlayarak ) sağaltan-rahatlatan, aydınlatan, yol gösteren en önemli sanattır. 

Çünkü Tiyatro aydınlık geleceğin temellerini atar. 
Çünkü sanat ile tanışmış, yaşamının bir parçası gibi görebilmeyi sanat ve tiyatro vasıtası ile öğrenen insanlar,sanat ile;
Özgüven kazanırlar,
Karar verme becerileri gelişir,
Kendilerini başkalarına daha iyi ifade ederler,
İyi iletişim kurabilirler,
Araştırmacıdırlar,düşüncelerini bilgi ile de anlamlı kılmayı bilirler,
Yaratıcıdırlar, 
Verimlidirler,
Kültüre ve insani değerlere önem verirler,
Barıştan ve Demokrasiden yanadırlar,
Dürüsttürler,
Hoşgörülüdürler,
Ulusal ve Evrensel değerlerle ilgilenirler,
Kendilerini başkalarının yerine koymayı bilirler,
Yurttaş olma sorumluluk ve bilinci ile hareket ederler,
Bu ve benzer özelliklere sahip olan insanlarla oluşan toplumun standardı yükselecektir. 
Biz KAFA SANAT Tiyatrocuları geleceğimizi bu hedefe yönelterek, toplumun geleceğine açmazlar sunmaya devam ediyoruz
Üç sezondur Bursa ve çevresinde bulabildiğimiz ölçüde, çeşitli  salonlarda oyunlarımızı oynuyoruz.
2016-2017 sezonunda Andrzej SARAMONOWİCZ in yadığı, Neşe YÜCE’ nin çevirdiği, Devlet Tiyatrolarının desteğiyle Bora ÖZKULA’ nın yönettiği TESTOSTERON ,
2016-2017 sezonunda Debbie İSİT ‘in yazdığı, Eray SOYKAN’ın yönettiği  KOCASINI PİŞİREN KADIN ,
2018-2019 sezonunda Sam BOBRİCK ‘in yazdığı,Ekin Tunçay TURAN’ın çevirdiği, Bora ÖZKULA’nın yönettiği HALKTAN BİRİ  oyunlarını ve
2018-2019 sezonunda Eray SOYKAN’ın yazıp yönettiği SİHİRLİ ELLER adlı çocuk oyununu hazırladık,oynadık ve oynamaya devam ediyoruz.
Çünkü sahnemiz olmadığı için bulabildiğimiz veya kiralayabildiğimiz salonlarda oynadığımızdan az sayıda oynandı oyunlarımız. Bursa seyircisinin yoğun talebi devam ediyor, biz de oyunlarımızı devam ettiriyoruz.
Kuruluşumuzdan başlayarak  oyunlarımızın yanı sıra düzenlediğimiz Yetişkin ve Çocuk Tiyatro Atölyelerimize ve Diksiyon, Drama Kurslarımızı da sürdürüyoruz.   
Bursamızda yerleşik düzende,kadrolu, sürekli perde açan iki Belediye (BBŞBT, NKT) ve Devlet Tiyatrosu bulunmaktadır. Bu tiyatrolar kendi salonlarında çalışırlarken kentin diğer özel tiyatrolarına çok sınırlı sayıda salon tahsisi yapabilmekteler. Yerel belediyelerin salon ve kültür merkezleri yetersiz ya da tiyatroya uygun değildir. Nilüfer Belediyesi’nin yerel ve özel tiyatrolara yıllarca bedelsiz salon tahsisi yapmasını yadsıyamayız (şimdiye kadar verdikleri desteğe teşekkür borçluyuz) ancak çok talep olması ve az sahne olması  nedeniyle iki ayda bir gün salon edinmek yeterli gelmemekteydi. Yeni kurulmuş bir tiyatronun kendini tanıtması ve kabul görmesi de mümkün olamıyordu. Kamu tiyatrolarında kadro bulup çalışma imkanı bulamayan, tiyatro okullarından mezun olmuş binlerce oyuncu tiyatroların çevresinde dolaşıyor ancak kendi mesleği dışında işler yaparak karın doyurmaktadırlar. Eğer bizler doğduğumuz kentte; eğitimimiz ve altyapımız ile kendimizi tiyatro yapmaya adadıysak, kendimizi göstermek ve tanıtmak için yerleşik sahne-salona sahip olmalıydık.
Bu arayışımıza ve isteğimize, Bursa’mızın hayırsever iş insanı  Müteahhit-İnş.Mühendisi Ali KARASU  destek oldu ve sahnemizin yapılmasına imkan sağladı. Kendisine şukranborçluyuz..
KENT OYUNCULARI’ nın, geçtiğimiz günlerde ebediyete uğurladığımız, Türk Tiyatrosu’ nun büyük Sanatçısı Yıldız KENTER’ in 1968 yılında kendi tiyatrosunu kurarken uyguladığı yöntemi örnek alarak sahnemizi meydana getirdik. Bu yöntem; Kentin  dinamiklerinin ve sanatseverlerinin,  yaptıkları katkı karşılığında, salonda bir koltukta  ismini yaşatmak idi. Ekonomik krizin yaşandığı bu dönemde bu çalışmaya yanıt verebilen çok az oldu. Yine de  İstanbul’dan  Prosistem Elektronik Sistemleri ,Bursa’dan Karasu İnşaat, Berisa Laser Sistemleri, Köseleciler, Levka Mobilya, Ermetal, Ciğerci Yusuf Çal, BOSCH Tük. Koop. Abdullah Geçici,  vbg.   kuruluşların desteklerine çok teşekkür ediyoruz. Sahnemize katkıda bulunanların isimleri ile birlikte, Türk Tiyatrosu’ na emek vermiş büyüklerimizin ve hocalarımızın isimlerini de koltuklarımızda yaşatmak istiyoruz. (Ahmet Vefik Paşa, Muhsin Ertuğrul, Yıldız Kenter, Özdemir Nutku, Turgut Özakman, Haldun Taner, Zeki Alasya, Ali Cengiz Çelenk, Yalın Tolga, )
Sahnemizin Bursa Tiyatro yaşamına güzellikler  getirmesini diliyoruz.
KAFA SANAT

ADEM Yıldırım 1989 yılında Gemlik’ te doğdu. İlk ve orta ve lise öğrenimi burada tamamladı. Ardından 2008 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesinde Makine Teknikerliği  okumaya başladı. Mezun olduktan sonra İstanbul da Anadolu Turnesi yapan özel bir tiyatro (rağmen tiyatro) ile 2 sezon ülkenin bir çok yerinde yetişkin ve çocuk oyunları oynadı . Rağmen tiyatro ile çalışırken ‘bu işi yapacaksam okulunu okumam gerek’ dedi ve 2013 yılında Bursa Devlet Tiyatrosunun her yıl düzenli olarak açtığı ‘Feraizcizade Gençlik kurslarını’ kazandı ve bir yıl hepsi birbirinden değerli  devlet  tiyatrosu sanatçılarından ders aldı. 2013 yılının yazında ‘Bülent Ecevit Üniversite Devlet Konservatuvarını’ kazandı. Burada oyunculuk öğrenimini tamamladıktan sonra 2017 yılında ‘Diyarbakır Devlet Tiyatrosunda’ bir sezon çalıştı. Şuan İstanbul da Pat Atölyede oyunculuk ve performans sanatına devam eden Adem Yıldırım aynı zamanda oyunculuk dersleri  vermektedir. İsterseniz hikayesini onun ağzından dinleyelim;

            Tiyatroya olan ilgim çocukluğumdan beri vardı. Ama taşrada yaşadığımdan ötürü oyun izleme imkanım hiç olmadı bu yüzden tiyatro ile tanışmam lise yıllarıma dayanıyor. Ben çocukluğumdan beri hayvanlar ve doğa ile hep iç içe büyüdüm evimizden kedi,köpek,kuş,balık hiç eksik olmadı. (annem bu durumdan çok müzdaripti, çok sever hayvanları ama çok titiz bir kadın ). Bir gün Lise 2. Sınıfta balık almaya gittiğim bir dükkan’dan çıkarken ‘Gemlik Genç tiyatrocular Kültür ve Sanat Derneğini’ gördüm ve içeri daldım 2007 yılıydı o günden sonra da bir daha içinden çıkamadım. Tiyatronun…
Bir yandan okuyor yaz aylarında animasyon yapıyordum. Çalıştığım şirket bir gün bana bir video izletti ve ‘bir iş geldi, bunu yapabilir misin? ‘ diye sordum ben de ‘tabi ki yaparım canım’ dedim ve o işi aldım. Video da bir adam pantomim gösterisi yapıyordu. Benim pantomimle hiçbir alakam yoktu ama çok meraklıydım ve iş gününe kadar çalıştım bir iki hareket öğrendim ve o işi yaptım. (cahil cesareti dedikleri meğer buymuş diyorum şimdi kendime) Çünkü sonra pantomimin ne kadar zor bir iş olduğunu anladım ama bu zaman zarfında gelen her işi de aldım. Bir gün internette dolaşırken ‘canlı heykel’ performansı denk geldi izledim ve dedim ki ‘ben bunu kesinlikle yapmalıyım’ ama alt yapım olmadığı için (kostüm,makyaj vs.) saçma sapan bir kostüm ile Gemlik sahilde bir sokak performansı sergiledim ilginin çok yoğun olduğunu gördüm ve ben başladım araştırmalar yapmaya her şeyi çözdüm ve tekrar bir sokak gösterisi yaptım. Bir gün hiç unutmuyorum bir sokak performansı için saçımı kazıtmış kanser farkındalığı ile ilgili bir gösteri yapıyordum performans sonrası insanlar gelip ‘geçmiş olsun’ dileklerini ilettiler dedim yok ben hasta değilim. Sanat bu sanat Derken insanlar biraz da olsa sokak sanatına alıştılar son zamanda ara ara da olsa yazları hala sokağa çıkıyorum bu bana büyük keyif veriyor çünkü salonlara gelemeyen seyirciye ulaşıyorum bu benim sokak sanatı yapmamdaki en büyük etkendir diye düşünüyorum. Tabi ki sokak sanatçılarının ülke de uğraştığı büyük sorunlar var ama onlara hiçççç değinmek istemiyorum. 🙂
Doğaya ve hayvanlar aşığım, anlamlandırmaya çalışıyorum hayatı. Geldik ve kendimizi çözemeden ölüyoruz diye düşünüyorum. Bunun için kendimi çözmeye çalışıyorum . Mesela doğa da olmaktan aşırı haz alıyorum. Hele dostlarım yanımdaysa bu haz 5 katı oluyor. Herkesi sevmeye çalışıyorum ve galiba başarıyorum. Sevmek zor, çok zor ve mükemmel bir duygu var olduğumu hissettiriyor bana… sözlerimi ‘sevelim neyi olursa olsun gerçekten sevelim’ sözüm ile bitirmek istiyorum. O zaman dünya daha güzel bir yer olur.
Adem YILDIRIM (2020 Mayıs)

Neslihan Sağır Çetin

Ünlü oryantalist ressamların Bursa resimlerini, yapıldığı mekanlarda, dönemin kıyafetlerini giyen modellerle canlandırarak fotoğraflarını çeken Neslihan Sağır Çetin, projesini yurt dışına taşımayı hedefliyor. Fotoğraf sanatçısı Çetin, Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi”, Fransız ressam Jean Leon Gerome’nin “Prayer at the Sultans Tomb”, İngiliz ressam John Frederick Lewis’in “Entrance to Tomb of Sultan Mehmet”, Avusturyalı ressam Rudolf Ernst’in “The Beggar”, Polonyalı ressam Stanislaw Chlebowski’nin “Turkish Lady Praying The Green Mosque” gibi daha pek çok ressamın Bursa konulu resimlerini karelerine yansıttı. Fotoğrafta ressam Osman Hamdi Bey’in “Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız / 1890” konulu tablosu (Sağda) ve canlandırılan fotoğraf karesi (Solda) görülüyor. ( Ali Atmaca – Anadolu Ajansı )

Resimlerin aynısını canlandırabilmek için kostümler diktiren, çeşitli materyalleri antikacılardan bulan ya da marangozlara yaptıran ve resimlerdeki kişilere benzer modeller kullanarak deklanşöre basan Çetin’in “Resmimekan” adlı 40 fotoğraftan oluşan projesi iki yılda tamamlandı. 

            Neslihan Sağır Çetin , 2016 yılında Yeşil Cami’yi gezerken, Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi” adlı resmini Yeşil Cami’de yaptığını öğrendiğini söyledi. Bundan geç haberdar olmasından yola çıkarak resimlerin yapıldığı yerlerde modellerle fotoğraf çekmeyi planladığını belirten Çetin, “Daha sonra Bursa’da yapılan birkaç resimle daha karşılaştım ve bu resimlerin de fotoğraflarını çekmek istedim. Her bir resim için kostümler dikildi, hazırlıklar yapıldı.” dedi.  Çetin, 2017’de başladığı çekimleri bitirerek hazırladığı seçkiyi Bursalı sanatseverlerin beğenisine sunduğunu anlattı. Bir resmin hazırlığının 2-3 ay sürdüğünü aktaran Çetin, şöyle konuştu: “Bazen sadece kostümler değil, o resimdeki Kur’an muhafazası da dikildi, rahle gibi eşyalar marangoza yaptırıldı. Teber, silah, kilim gibi materyaller antikacılardan bulundu. Hepsinin bir araya getirilmesi uzun zaman aldı. Böylelikle resimlerin içeriğini tamamlayıp fotoğraf çekimi yaptık. Bazen mevsimin gelmesini, kar yağmasını, bazen de uygun ışığı bekledik. Güzel bir süreç oldu. Tabloların içinden modellerimle beraber geçtim.”

BURSA'DA TİYARO
Bursa'da sanatsever çok az, seyirci yok, koltuklar boş vs, vs... bunun gibi onlarca şey söylenir Bursa için, ancak bunlar eski bir şehir hikayesinden başka bir şey değil. Özel tiyatroların da birçoğu artık seyirci bulmakta zorluk çekmiyor.
SANATAGİDENYOL
Sanatagidenyol
SENFONİ ALTIN ÇAĞINDA!
Bursa Senfoni ve Flarmoni Orkestrası salonlarında yer bulmak çok zor. Merinos AKKM 'nin Osmangazi ve Orhangazi salonlarını kullanan Orkestra, tanıdıklarına bile bilet bulamamaktan çok mutlu.
SANATAGİDENYOL
Sanatagidenyol
BEYAZ PERDE
Bursa Senfoni ve Flarmoni Orkestrası salonlarında yer bulmak çok zor. Merinos AKKM 'nin Osmangazi ve Orhangazi salonlarını kullanan Orkestra, tanıdıklarına bile bilet bulamamaktan çok mutlu.
SANATAGİDENYOL
Sanatagidenyol

Korona virüs nedeniyle ara verilen sinema,tiyatro ve atölyeler gibi etkinlikler oldukça uzun bir ara verdiler. Bu süreç herkes için zor olsa da sanat emektarlarını daha çok zorluyor. Oyuncu maaşları, yer kiraları biriken vergiler bu sorunlardan sadece birkaçı. Her şeyden daha önemli bir şey daha var; seyirciyle buluşmak! Bu sanatlara gönül veren herkesin en büyük sorunu aslında seyircisiyle buluşmak ve bu zor dönemlerden bir an önce kurtulmak. peki ama ne zaman açılmaya başlanacak, ne zaman tiyatrolar youtube’ da değil, sahnede seyircilerle oynanacak? 

Devletin aldığı önlemler giderek sıkılaştı ve korona virüs zirve yaptıktan sonra artık nihayet düşüşe geçti. Hükümet ve yetkili bakanların açıklamalarına bakacak olursak, artık normalleşme sürecine gireceğimizi ve yavaş yavaş hayatın normale dönmesi gerektiğini çünkü ekonomik çarkların dönmesi gerektiği yönünde görüşlere sahip. Temmuz başı gibi sinemaların açılması yönünde açıklamalar gelmekte.  Giderek azalma grafiğindeki rakamlar sanatseverlere umut veriyor…

Yorumlar kapatıldı.